Ruhumuz En Derin Yaraları Affetmekle İyileşir

Dur da bir bak ruhuna, içine bak. 

Orada kımıldayan yarayı fark et. 

O yara orada durduğu için ve sen bir türlü yüzünü oraya çeviremediğin için, olup bitiyor birçok şey. 

Özgür olduğunu zannediyor fakat geçmişin hapishanesinde yaşıyorsun. 

Eflatun’un mağarasındaki adamlar gibi gölgeyi hakikat, karanlığı yurt biliyorsun. Yüzleşmeden hakikat bulunmaz, acı çekmeden büyüyemezsin.

İçinde kımıldayan o yarayla yüzleş, o yaranın seni büyütmesine izin ver. Öfke geçmişi iyileştirmiyor. Öfkeyi koyuver içinden, sen daha iyisine layıksın, temizle içini. Affet. Sana kötülüğü yapanı unutma ama onu affet. 

Ona de ki, ‘Ben senin içime saldığın kinle daha fazla yaşamayacağım, seni daha fazla içimde tutarak bana kötülük etmene izin vermeyeceğim.’

Kedine iyilik yap, dünyaya iyilik yap. Dünya kötülere bırakılmayacak kadar güzel ve iyiler mağlubiyeti bu kadar kolay kabullenmemeli.

Affetmek geçmişimizi değiştirmez ama geleceği genişletir. Geçmişin parmaklıklarının ardına takılıp kalmak yerine geleceğe hamle etmeni sağlar. Dünyanın artık pek de tekin bir yer olmadığını biliyorsun ama senin dokunuşların olmazsa, senin iyilikle bezediğin ruhun dünyaya karışmazsa bu tekinsizlik çoğalacak. 

Dünyayı biz iyileştireceğiz. İyiliğe dair hiçbir söz, hiçbir eylem boşuna sarf edilmiş olamaz. Bir yerden yankı verir. Toprağa düşen bir tohum yoktur ki filiz vermesin. Sen sözünü toprağa düşür yeter ki. Bir asit gibi seni içten içe eriten öfkeye, sarhoş eden çok intikam hevesine diren. 

Kötülük daha büyük bir kötülükle iyileşmez. Kötülükle aynı dilden konuştuğunda onun saltanatını berkitirsin* ancak. Onu dilsiz bırakmakta marifet, onu işsiz bırakmakta. 

Affet ve sabret.

Kemal SAYAR / Beni Sessiz de Sevebilir misin?


*BERKİTME : Sağlamlaştırma

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kendi Gerçeğimize Doğru