Kayıtlar

Kendi Gerçeğimize Doğru

İnsan kendini yaslayacak bir ülkü arar. Hepimiz benliklerimizden daha büyük, bizi aşan, bizimle birlikte solup gitmeyecek bir hedefin, bir anlamın, bir ülkünün arayıcılarıyız.  Gölgeler arasında bir yol ararız, maddeden manaya, kabuktan öze, dıştan içe. Nereye aitiz? Anılarımıza ve geçmişimize mi? Yoksa önümüzde belirli belirsiz uzanan geleceğe mi? Geçmişimiz bugünü şekillendirir ve geleceğe renk verir. Neyi arıyoruz peki? İyiliği, barışı, dostluğu , ahengi, sevgiyi. Bir fırtınada sığınacağımız emniyetli bir kovuk arıyoruz: ait olduğumuz yerler, anlamlar, aşklar. Sonunda kendimize ait olmak, geçmişimizle barışmak, kendi irademize sahip olmak, kendimiz olmak istiyoruz. ‘Beni bulmadıysan, aramana gerek yok.’ Çünkü Hakk, onu arayanların kalbindedir, orada mukimdir zaten. Hakk kalbinde; o orada olduğu için sen arıyorsundur.  Kendimi bulduğum zaman onu da bulmuş olacak mıyım?  Kemal SAYAR / Beni Sessiz de Sevebilir misin?

Ruhumuz En Derin Yaraları Affetmekle İyileşir

Dur da bir bak ruhuna, içine bak.  Orada kımıldayan yarayı fark et.  O yara orada durduğu için ve sen bir türlü yüzünü oraya çeviremediğin için, olup bitiyor birçok şey.  Özgür olduğunu zannediyor fakat geçmişin hapishanesinde yaşıyorsun.  Eflatun’un mağarasındaki adamlar gibi gölgeyi hakikat, karanlığı yurt biliyorsun. Yüzleşmeden hakikat bulunmaz, acı çekmeden büyüyemezsin. İçinde kımıldayan o yarayla yüzleş, o yaranın seni büyütmesine izin ver. Öfke geçmişi iyileştirmiyor. Öfkeyi koyuver içinden, sen daha iyisine layıksın, temizle içini. Affet. Sana kötülüğü yapanı unutma ama onu affet.  Ona de ki, ‘Ben senin içime saldığın kinle daha fazla yaşamayacağım, seni daha fazla içimde tutarak bana kötülük etmene izin vermeyeceğim.’ Kedine iyilik yap, dünyaya iyilik yap. Dünya kötülere bırakılmayacak kadar güzel ve iyiler mağlubiyeti bu kadar kolay kabullenmemeli. Affetmek geçmişimizi değiştirmez ama geleceği genişletir. Geçmişin parmaklıklarının  ardına takılıp...